|
Merhabalar,
Bu zor ve mutlu sonla biten mücadelemizi bir öykü,bir roman gibi sizlere anlatmaya çalışacağım.Ben edebiyatçı değilim ama duygusal bir insanım,bu hikayeyi bu şekilde anlatmak belki benim selazur'a karşı olan hislerimi ve duygularımı yansıtır sizlere bir nebze olsun.
Edebiyatçı veya romancı olmadığım için,sade yalın ve tamamen bir insanın duygularını dışa vuruşunu anlatacağım sizlere.
...BİR YOKOLUŞA GİDEN YOLDA VERİLEN MÜCADELEYE KONU OLAN SELAZUR...
SELAZUR,Rİze ili fındıklı ilçesi derbent köyünün ihtişamlı bir dağı ve ormanıdır,selazur selazur'lular için bir vazgeçilmez,olmazsa olmaz manevi değeri olan bir dağımızdır.
Dost muhabbetlerinde bir gün olmasınki selazurla ilgili bir anı bir hatıra anlatılmasın, 6 parmak sabrettin'in o koca gürgenlere halat atarak koyduğu petekler,ayılarla karşılaştığımızda en güvenli ağaçların yine gürgenler olduğu (çünkü ayı bir tek gürgen ağacına çıkamıyor) veya,o güzelim ağaçlara sırtınızı verip yaslanıdığınızda neredeyse yarım futbol sahası genişliğindeki dallarının arasında gökyüzünü seyrederken yapraklarının hışırtılarıyla sizlerle konuşmaya çalıştığını,sonbaharda gürgen yapraklarını süpürerek kışın inek altlarına sermek için dağlarımızda yapılan şenliklere kadar,
Binlerce bitki örtüsünü içinde barındıran,bir sürü yaban hayatına ve kuşlarımıza evsahipliği yapan,o muhteşem zenginliği-çeşitliliği bizleri şaşırtan,ceylanların,geyiklerin,sıçrayışlarına,ayıların kestane ve ıhlamurlardakii petekleri bir insan edasıyla iştahla yemelerine evsahipliği yapan avrupada artık eşi bile kalmıyan doğal yaşlı ormanım,muhteşem selazur.
Derbent köyünün selazur'a olan sevgisi aşkı ve manevi bağını anlatabilmek kelimelere sığmaz,sadece farklı bir örnek vereyim,derbent köyünün resmi web sayfası derbent.com filan değildir, www.selazur.com'dur,bugün teknolojiyi kullanarak internette sörf yapanlar derbent köyüyle ilgili bilgilere ulaşmak istediklerinde GOOGLE de selazur yazıp arama yapıyorlar,bu örnek sanırım yeterli selazur'un aşkını ve sevgisini anlatmaya.
Selazur'u bu denli değerli ve manevi kılan neydi ? Tek kelimeyle koca GÜRGEN (kayın) ağaçlarıdır.Çünkü o güzelim devasa ağaçlar bizler ve köyümüz için vazgeçilmez dir,o gürgenleri oradan kestiğiniz vakit,ne köyümüzün nede selazurun bir önemi yoktur artık.
Yani selazur bizim için candır,belki candanda öte.anlatılmaz.
Bugün,selazura çıkmak için can atan,ilk fırsatta selazurla haşır neşir olabilmek,o gürgenlerin sırtlarına yaslanabilmek için can atan, köyümün devletine milletine bağlı insanları,ne oldu size neden artık selazura çıkamıyorsunuz ? Birçok arkadaşımı biliyorum,birçok büyüğümü biliyorum,artık o dağlara yani selazur a çıkamıyorlar,neden biliyormusunuz,o gürgenlerin kesilmişliğini görmeye dayanamadıkları için,o doğanın acımasıza tahrip edilişini görmek istemedikleri için,o koskocaman bizler için olmazsa olmaz gürgenlerin birer birer kesilerek kamyonlara yüklenip götürülürken inanırmısınız kesilen diplerinin ve kesilip devrilirken yanındaki gürgenin kırılan dalından bir arkadaşının daha götürülmesine akan gözyaşlarını görmek istemedikleri için,
Çocuklarımızsa artık selazura hiç çıkmıyor,çünkü bu katliam onların genecik beyinlerinde daha fazla tahribat yaptı,çünkü öğretmenleri onlara doğanızı sevin diye ödevler araştırmalar veriyor,doğa sevgisi aşılıyor ama öğretmenlerinin onlara verdiği doğa sevgisiyle,selazura baktıklarında ikilem yaşıyorlar, bizlere artık şüpheyle baktıklarından selazura çıkmıyorlar.
Bugün selazur un kesimi bir şekilde Sayın Çevre ve Orman Bakanımız Osman PEPE'nin talimatıyla durduruldu
.Ancak,artık ne selazur eski selazur,ne 6 parmak sabrettin eski sabrettin,nede o dağlarda gezen yaban hayatımın muhteşem yaratıkları eski keyfindeler.Selazurda yapılan katliam,selazurlunun yüreğinin derinliklerinde öyle bir tahribat yaptıki,onarılması zor.
Bu katliamı yapanlar bir gün ola hesap vereceklerdir,birgün bir değerli büyüğümüz çıkıp bunlara,siz ne yaptınız diyecektir,bugün denmezse,ALLAH katında denecektir,selazurlu,selazuru bu hale getirenleri hiçbir zaman unutmıyacak, hiçbir zaman affetmiyecek, hakjlarını hiçbir zaman helal etmiyecektir,buna en ufak bile şüpheniz olmasın.
Tek tesellimiz,selazurun bir kısmının en azından şimdilik kurtarılabilmiş olması.
GİRİŞ : SELAZUR'A İLK GÖZ DİKİŞ VE İLK KATLİAM
1980 li yıllar,gençlik yıllarımız,bir gün baktıkki koca koca dözerler,greyderler,kepçeler,kamyonlar selazur mahallesine gelmişler,genç delikanlıydık koştuk baktık hem sevindik koca makineleri gördüğümüz için hemde şüpheyle baktık acaba neden geldiler bunlar burıya diye.
Birde baktıkki dağlara yol yapıyorlar,ormanın içlerine doğru selazurun içlerine doğru,önceleri seyrettik dözerlerin o muhteşem doğaya karşı verdiği mücadeleyi,yer geldi doğa karşı çıktı kayalıklarıyla geçit vermedi,dinamitlediler.Yer geldi devasa bir gürgen karşı çıktı ilerlemelerine,kestiler.Yer geldi ırmak kenarları karşı çıktı,bataklık oldu geçit vermedi,yine ağaçları kesip dözerlerin altlarına serip geçtiler.
Hayretler içinde, doğanın insanoğluyla mücadelesine şahit olduk,sanki doğa ileride başına gelecekleri biliyordu da bunlarla amansızca savaşıyordu,ama sonuçta başardı insanoğlu ve hedeflerine ulaşamasalar bile yeterli bölgeye kadar yollarını yaptılar.
Sonra,bir baktıkki dağlardan motor sesleri geliyor,koştuk dağlara çıktık,selazura çıktık odane ? yol yapılan bölgelerin üst yamaçlarını tanımadığımız insanlar acımasızca kesiyorlar,üzüldük-kahrolduk-yıkılıdık,meğersem gürgenlerin-kayalıkların-ırmak kenarlarının insanoğluna geçit vermemek için neden mücadele verdiğini anladık,sadece seyretmekle kaldık,çünkü selazurlu devletine bağlıydı.
İnsanımızın,selazurlunun küskünlüğüne şahit olduk,devletine güvenen selazurlunun içine kapanıklığını gördük.Yüreklerinin içinde kopan fırtınaları gördük,ama sel olup akmadı selazurlu,çünkü devletine sahipti kanunlara-nizamlara uyan insanlardı selazurlu,bürokrasinin koltuklarında oturan insanların bu yanlışı düzelteceklerine ve o muhteşem selazurdan çekilip gideceklerine inanıyordu.
Nitekim,o yıllarda yapılan kesimler durdu bir şekilde,fidan dikeceğiz diyen insanların,selazuru çırılçıplak bırakıp çekip gittiklerine şahit oldu selazur lu.Fidanlarda dikilmedi ama 20 yıl kadarda kimseler birdaha selazur a göz dikmedi,onada şükrettik.Bu geçen yıllarda,selazur inadına o acımasızca kesen insanların inadına kendi kendini nasılda yeşillendirdiğine tanık oldu selazurlu.Artık eski kisvesli günlerine yeniden kavuşmuştu selazur ve selazurlu.Yaralar kapanmış,insanoğluna geçit vermemek için mücadele verdiği yolları bile kendi kendine kapatmş,o yollarda bir daha kamyonlar geçemesin diye en hızlı büyüyen kızılağaçların binlercesini yollarda büyütmüştü selazur.
Yıl 2003, 2 NCİ VE FELAKETE YOL AÇAN KATLİAM.
Selazur ve selazurlu kendi halinde yaşamını sürdürürken,bir baktıkki yine dözerler,yine greyderler yine kamyonlar,yine motorlar.ama bu sefer selazurlu merakla ve heyecanla karşılamadı bunları çünkü biliyorduki kara kabus tekrar çökmüştü selazurun üzerine,yine keseceklerdi,yine tahrip edeceklerdi güzelim selazuru.
Ama bu sefer bilinçliydi selazurlu,gitti güvendiği makamlara gitti,sordu dediki yine neden geldiniz neden keseceksiniz selazuru diye sordu devletinin yetkililerine,kendini yönetenlere sordu selazurlu.Ama bir baktıki bu seferki farklıydı,bu seferki utanılacak gibiydi,bu seferki katlanılacak gibi değildi,çünkü selazuru bu sefer selazurlu içten vurmuştu;Hemde nasıl vurmuştu,selazurlunun güvendiği boynum kıldan incedir dediği devletinin kanallarını kullanarak vurmuştu selazurluyu, selazurlu.
Bir dilekçe gösterildi kendilerine gittikleri resmi makamlardan,3 tane selazurlu ki bunlar selazuru yöneten seçilmiş selazurlular,demişlerki bizim köyümüze katkısı olacak-bizim köyümüz kalkınacak-bizim köyümüzdeki işsiz gençlere iş sahası açılacak diye palavra bir dilekçe vermiş selazurluların haberi olmadan gizlice, o güzelim gürgenlere göz diken acımasız insanlar.Çünkü,onlara akıl veren bürokrasinin koltuklarında oturan,selazurlunun verdiği vergilerle maaşını alan insanlar,hatırlı kişiler ahbapları,ancak bu şekilde o selazuru kesime açabileceklerini söylemişler kendilerine.
Ve başladılar acımasızca kesmeye,bu sefer profeyyonellerdi,bu sefer 1980 li yıllardan dahada acımasızlardı,bu sefer eskisi gibi belirli yerleri değil,bu sefer sıradan traşlıyarak kesmeye başladılar,artık o koca gürgenlerde karşı çıkamıyorlardı teknolojilerine karşı,kamyon büyüklüğündeki dizel motorlara takılan kol kalınlığındaki çelik halatlarla çekiyorlardı kocaman gürgenleri gövdeleriyle bütün olarak.
Bir baktıkki,selazur elden gidiyor,selazur ağlıyor selazur kan ağlıyor.Selazur ,selazurludan yardım istiyor,beni kurtarın diye yalvarıyor,köyümüzden selazura bakamaz olduk utancımızdan,çünkü artık o devasa gürgenler yoktu,o devasa ağaçlarımızı bir bir alıp götürüyorlardı.
Ama bu sefer selazurlu inançlıydı,selazurlu mücadeleciydi,harekete geçti selazurlu,başladı devletin en alt kademesinden dilekçeler vermeye selazurumuzu kurtarın diye,olmadı bir üst makama,olmadı bir üst makama,olmadı bir üst makama,olmadı taaa tepeye,
O dane,selazurlu şok olmuştu,selazurlunun verdiği her dilekçeye ya yanıt gelmiyordu yada olumsuz yanıt geliyordu,
Selazuru kesmeye niyetlenenler bu sefer selazurlulardan daha uyanık çıkmışlar,kılıfı çok güzel kanuna nizama uydurarak hazırlamışlardı.Selazurlular hiçbir netice alamadılar,işletme şefliğinin biribirinin iki kopyası olan raporu ve başbakanlıktan gelen tek yanıt olan,dilekçeniz incelenmek üzere tarafımızdan alınmıştır yanıtından başka.Selazur ve selazurlu bu sefer çok kötü vurulmuştu,selazur ve selazurlu bu sefer çok kötü yakalanmıştı.Selazur ağlarken,selazur selazurludan kurtarın beni diye yalvarırken,selazurlu bir şey yapamamaktan kahrolmuştu.Selazur ağlıyor,selazurlu ağlıyordu.
Selazur yoruldu,selazurlu yoruldu.Selazuru kesenler aksine dahada şehvetle saldırdılar selazura,çünkü selazurlu çare bulamıyordu,selazurlunun umudu tükenmişti,selazurlunun umudu tükendikçe dahada saldırdılar selazura.Yetmedi,1980 li yıllarda yarım kalan yollarını yapmaya koyuldular greyderleri-dozerleri getirerek ki,daha kesilecek çok gürgen vardı,onlarıda kesmeleri gerekiyordu.
...VE TEKNOLOJİYİ KULLANARAK MÜCADELEYE BAŞLAMA
2005 ağustoz ayında selazurun eteklerindeki evinde sabah kahvaltı yapanken,Sayın Aydın ATICI'nın deyişiyle selazur'lu İsmail,çayını yudumlarken bir anda gözleri selazura takıldı çırılçıplak bırakılmış selazura,çayı boğazından aşağıya inmiyordu,lokması boğazında düğümlenmişti sanki,gözleri dolmuştu,selazurun o çırılçıplak halini görünce,sanki selazur bir şeyler diyordu selazurlu ismaile,bir şeyler yap,kurtar beni bak çırılçıplak halimle utanıyorum,bir yanım çıplak kaldı,diğer yanımı kurtarın bari diyordu selazur,selazurlu ismail'e.
Selazurun bu mazlum ve acınmaklık hali selazurlu ismaili zaten kahrediyordu,gözleri doldu bir şey yapamamanın ezikliğiyle,
Birden gözlerinde bir ışık belirmişti selazurlu ismailin,belki dedi,belki bir umut daha var selazuru bu utancından kurtarabilmek için dedi selazurlu İsmail,oğlunu çağırdı getir dedi oğlum bilgisayarımı,baba dedi naapacan sabah sabah bilgisayarı daha kahvaltını bile yapmadın çayın bile yarım duruyor dedi küçük selazurlu, babası selazurlu ismaile.
Bir umut dedi selazurlu İsmail,bir umut daha var,teknolojiyi kullanacaktı selazurlu İsmail,bütün selazurlular adına teknolojiyi kullanacaktı,selazurun bu çırılçıplak bırakılışını bütün dünyaya anlatacaktı,internet ineterneti kullanacaktı ,hemen telefonun kablosunu bilgisayarına taktı ve başladı yazmaya.Bu katliamı,o koca koca gürgenlerin gözyaşlarını,güneşin artık selazurun ardından doğmak istemediğini anlatacaktı bütün dünyaya,anlatacaktıki belki bir devlet büyüğünün dikkatini çekebilirizde bu gürgenlerin gözyaşlarını dindidrebiliriz,bu doğmak istemiyen güneşi tekrar selazurun üzerinden doğmasına ikna edebiliriz diye.Başlığıda hazırdı selazurlu ismailin "GÜNEŞ ARTIK BU DAĞIN ARDINDAN DOĞMAK İSTEMİYOR"
Ve,http://selazur.sitemynet.com adlı web sayfasını yayına soktu,yazdı yazdı yazdı,anlattı.Ama bir şeyler eksikti sayfada,fotoğraflar evet selazurun o katliam resimleri eksikti,bunlarıda göstermeliydi dünyaya.Aldı çocuklarını ve fotoğraf makinesini çıktı selazura.Çekti,o katledilen selazuru çekti,o gürgenleri çekti,o güzelim doğayı çekti,bir yanı tahrip edilmiş diğer yanı tahrip edilecek diye tir tir titreyen doğayı çekti,O koca gürgenler sanki poz veriyorlardı selazurlu ismaile,sanki yaprak hışırtılarıyla bir şeyler söylüyorlardı,bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı.Sanki gürgenlerde bir umut belirmişti,sanki selazurda bir umut belirmişti,beklide kalanını kurtarabilecekti selazurun,selazurlular adına,selazurlu İsmail.
Resimleride yayına koydu yerleştirdi web sayfasına.Her tarafa yazdı,ulaşabildiği her yere ulaştı e-postalarla,yazılarla,forumlarla selazurlu İsmail selazurun selazurlunun derdini her tarafa anlatmaya başladı,canla başla çırpınıyordu,sabahlara kadar bilgisayarının başında,her tarafa yazıyordu.Evde bile ailesinden ne kadar çok destek olduklarını görüyordu selazurlu İsmail.
Ve artık web sayfasına mesajlar gelmeye başlamıştı destek mesajları,kamuoyu yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı,artık iş yavaş yavaş kendini aşmaya başlamıştı.Bu noktada bir şeylerin eksik olduğunu,daha çok bilimsel bilgiye ihtiyacı olduğunu hissteti selazurlu İsmail,çünkü artık kamuoyuna mal olmaya başlamıştı selazurun derdi,bu noktada daha çok bilimsel bilgi,belge ve birikim gerekiyordu
Bu noktada KTÜ Orman fakültesinden hocalarından destek istedi,onlar ilgilendiler,bilgi verdiler,destek oldular,yol gösterdiler, ,bu bilgilerle selazurlu İsmail dahada umutlanmış ve bilinçlenmişti.Bu nokta,selazur için beklide mücadele azmini artırmış ve haklı bir yolda olduğunu dahada mücadele etmesi gerektiğini öğrenmişti selazurlu İsmail.
Bir bakmışki,bu mücadele kendini aşmış,topluma mal olmuş,tv lere,gazetelere haber olmuş,doğaseverlerin,insan sevgisi olanların dikkatini çekmiş,onlarda bu mücadeleye başlamışlar.Artık selazurlu İsmail anlamışki, binlerce selazurlu var.Selazurlu Hülya kalaycıoğlu var,selazurlu İbrahim turna var,selazurlu Aydın atıcı var,selazurlu Nevzat özer var,yani binlerce selazurlular ortaya çıkmış.Onlar selazurun bayrağını başlamışlar taşımaya.
VE,BİR GÜN ÇEVRE VE ORMAN BAKANIMIZ SAYIN OSMAN PEPE'NİN ÇEVRE VE DOĞAYLA İLGİLİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜLERİYLE BİR TOPLANTISI VARMIŞ,VE YİNE O TOPLANTIDA AYDIN ATICI DİYE BİR SELAZUR'LU VARMIŞ,
(Hani, bizlere öğretmenlerimizin öğrettiği şekilde,i gitmesekte,görmesekte o köy bizim köyümüzdür diyen selazurlu Aydın ATICI )
Sayın Aydın ATICI,Sayın Çevre ve Orman Bakanımıza kısa bir öyküyle beraber selazur'un derdini ,selazur'un gözyaşlarını,selazurluların çırpınışlarını,selazurulu ismailin ,selazurluların gürgenlerini,kestanelerini ne kadar çok sevdiğini anlatmış.
Ve,Sayın Bakanımız SELAZUR ARTIK VAKIF demiş,
SELAZURDA ARTIK AĞAÇ KESİLMİYECEK DEMİŞ,NE BUGÜN NEDE YARIN.
Bu hikayede böylece,geride,biraz hüzün ve gözyaşı,birazda selazurun,kırgınlığını bırakarak bitmiş.
...sonuç.
Selazurlu artık birdaha selazur'un kesilmesini ,katledilmesini,o güzelim gürgenlerinin kamyonlara yüklenilip götürülmesini istemiyor...
Devletine, devletinin bakanına güveniyor.
"GÜNEŞ ARTIK BU DAĞIN ARDINDAN,DAHA BİR UMUTLA DOĞUYOR"
Selazur'lu İSMAİL
|